Manevi Tazminatın Amacı Nedir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca, bir kişinin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi veya ölüm halinde yakınlarının duyduğu acı, elem ve ızdırabı bir nebze olsun hafifletmek amacıyla hükmedilen paraya manevi tazminat denir. Manevi tazminat, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılayan bir maddi tazminat türü de değildir. Amacı, zarar görende bir manevi huzur duygusu (tatmin) yaratmaktır.
Örneğin; trafik kazasında yüzünde sabit iz kalan bir gencin, iş kazasında parmağını kaybeden bir işçinin veya boşanma davasında aldatılan eşin yaşadığı ruhsal çöküntü manevi tazminatın konusudur.
Zenginleşme Yasağı İlkesi
Türk hukukunda manevi tazminat belirlenirken en temel ilke "Sebepsiz Zenginleşme Yasağı"dır. Yani mahkemenin vereceği tazminat miktarı, mağduru sebepsiz yere zenginleştirmemeli, faili de fakirleştirip mahvına sebep olmamalıdır. Bu ince bir çizgidir.
Hakim, tazminat miktarını takdir ederken şu kriterleri göz önünde bulundurur (TBK m. 56):
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumları (Zengin bir failden alınacak tazminat ile asgari ücretli birinden alınacak miktar aynı caydırıcılıkta olmalıdır),
- Olayın ağırlığı ve kusur oranları (Tam kusurlu bir sürücüye karşı hükmedilecek tazminat daha yüksektir),
- Zararın büyüklüğü (Kalıcı sakatlık oranı, tedavi süreci, ölüm gibi sonuçlar),
- Olay tarihindeki paranın alım gücü.
Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı
Eskiden mahkemeler manevi tazminat konusunda çok daha tutucu davranır ve sembolik rakamlara hükmederdi. Ancak son yıllarda Yargıtay, "Manevi tazminat bir sadaka değildir" diyerek, caydırıcılık unsurunu ön plana çıkarmaya başlamıştır. Enflasyonist ortam ve paranın değer kaybı da dikkate alınarak, Antalya gibi büyükşehirlerde görülen davalarda manevi tazminat rakamları, mağdurun acısını gerçekten dindirebilecek makul seviyelere (milyon TL seviyelerine) yükselmeye başlamıştır. Yine de talep edilen miktarın çok abartılı olması, davanın kısmen reddedilmesine ve karşı taraf lehine vekalet ücreti ödenmesine yol açabilir; bu nedenle talep miktarının hukuki öngörüyle belirlenmesi gerekir.